Bize Ulaşın: 0(232) 336 42 40

Çalışma Saatleri: 10:00-19:00 (Pazar Hariç)

Göz ve ağız kuruluğunun aşağıdaki listede görülebileceği üzere başka sebepleri de olabilir:

  • Sicca Sendromu; özellikle yaşlandıkça ortaya çıkan, gözyaşı ve tükürük bezlerinin daha az salgı üretebilmesiyle ilgili bir durumdur
  • Sarkoidoz gibi, gözyaşı ve tükürük bezlerinde hasar yaratabilecek başka hastalıklar
  • Alerji ve depresyonda kullanılan bazı ilaçlar ağız ve göz kuruluğu yapabilir.
  • Göz kapaklarında yağ üretimini sağlayan bezlerdeki iltihabi durum (blefarit) ve buna bağlı olarak göz yağının koruyucu film tabakasının buharlaşması

Doğru bir teşhis için doktorunuzu görmeniz esas olandır. Doktorunuz şikayetlerinizi değerlendirecek ve gözleriniz ve ağzınızdaki kuruluğun derecesini değerlendirmek amacıyla tetkikler isteyecektir.

Şikayetler oldukça çeşitli olabildiğinden ayrıca bir göz doktoru, bir kulak burun boğaz doktoru ve bir romatoloji uzmanının değerlendirmesi gerekecektir.

Hangi Testler Yapılır?

Teşhise yardımcı temel testler şu şekilde özetlenebilir:

Gözyaşı Üretimi testi (Schirmer Testi):

Steril ve üzerinde bir derecelendirme cetveli bulunan kağıt bir şerit yardımıyla yapılır. Şerit göz kenarından içeriye kıvrılacak şekilde yerleştirilir ve alt göz kapağından aşağıya doğru uzanması sağlanır. Bu uygulama beraberinde bir rahatsızlık duygusu yaratıp gözyaşının üretimini arttırmayı hedefler. 5 dakika için şerit kağıtta meydana gelen ıslanma değerlendirilir ve yorumlanır.

Göz muayenesi:

Göz doktorunuz gözünüze bir boya damlatacaktır (floresan boya veya kimi zaman da Lissamin yeşili boyası) ve slit lambası adında bir cihazla muayene yapacaktır. Işık kaynağı bir yarıktan ince bir çizgi şeklinde ışık oluşturur ve büyüteç fonksiyonu da gözün yüzeyinin daha detaylı incelenmesine olanak sağlar. Böylece her gözün yüzeyindeki sıvı film tabakasının görülüp değerlendirilmesi gerçekleştirilebilir. Değerlendirilen sıvıda azalma varsa bu durum Sjögren Sendromu’nun bir işareti olabilir.

Tükürük üretimi testi:

5 dakika boyunca bir kutuya oluşan tükürüğünüzü sürekli tükürmeniz istenir. Bu süre sonunda ürettiğiniz tükürük miktarı değerlendirilir

Ultrasonografi:

Tükürük bezlerinin ultrasonografide genelde düzenli ve gri renkli bir görüntüsü vardır ancak SS’nda siyah renkli yuvarlak alanlar olarak görülebilirler.

Siyalografi (Tükürük Bezleri ve Kanallarının Röntgen Filmi):

Görüntü elde etmek amacıyla kontrast boya uygulanır böylece tükürük bezi ve kanalları filmde seçilebilir hale gelir. Tanı amacıyla çok nadiren istenen bir tetkiktir ve özellikle sık enfeksiyon geçiren kişilerde tükürük bezi kanallarındaki bir tıkanıklığı ayırt etmek kullanılır.

Diğer filmler:

Nadiren MRG (Manyetik rezonans görüntüleme) istenebilir.

Kan tahlilleri:

Sjögren Sendromu olan kişilerde sıklıkla yüksek düzeyde antikor bulunur. Bu antikorlar kan tahlilleri ile saptanabilir. Yüksek miktarda antikor varlığı kanı daha yoğun hale getirebilir ve bu durum Eritrosit Sedimantasyon Hızı (ESR) ile ölçülebilir. ESR, bir test tüpünün içerisinde alyuvarların ne kadar hızla dibe çöktüklerini ölçer. Kan ne kadar yoğunsa, çökme hızı o kadar fazla, sedimantasyon değeri o kadar yüksektir. Sjögren Sendromu olan hastalar kendilerini iyi veya hasta hissetmekten bağımsız bir şekilde, genelde yüksek ESR değerlerine sahiptirler. Sjögren Sendromu’nda ESR değeri veya C-reaktif protein (CRP) değerleri, hastalığın ne kadar alevlenme döneminde veya yatışma döneminde olduğunu değerlendirmede etkisizdir.

İki önemli antikorun adı anti-Ro ve anti-La antikorlarıdır. Primer Sjögren Sendromu olan kişilerin %75’nde anti-Ro ve %40-50’nde anti-La antikorları bulunur ve bu antikorlar Lupus hastalarında da bulunabilirler. Göz ve ağız kuruluğu olan bir kişide anti-Ro ve/veya anti-La antikorlarının varlığı kuvvetle muhtemel Sjögren Sendromu tanısını işaret eder.

Dudak biyopsisi:

Lokal anestezi ile yapılan alt dudak biyopsisinde birçok küçük tükürük bezi örneği alınabilir ve bu örnekler mikroskopta incelenebilir. Bu tetkik, özellikle ileride lenfoma riskinin varlığını ve daha ileri değerlendirme ihtiyacını teşhis etmek amacıyla, giderek artan oranda yapılan bir tetkik olmaya başlamıştır.

Eğer boyun, koltukaltı, kasıkta lenf bezi büyümesi, göğüs, karaciğer, böbrek veya sinir sistemi tutulumunu düşündüren bulgu ve şikayetler varsa bu durumda daha detaylı ve farklı ileri tetkikler de istenecektir.